top of page

BİR PROJE KÜLTÜRÜ, BİR ÇOCUK VE ÜÇ SORU

  • 1 gün önce
  • 4 dakikada okunur

BİR PROJE KÜLTÜRÜ, BİR ÇOCUK VE ÜÇ SORU: ÖĞRENCİ–ÖĞRETMEN–VELİ HANGİ EVRENDE YAŞIYOR?

Okul çağındaki bir çocuğun hayatına dışarıdan baktığınızda, gündem çoğu zaman aynıdır: sınavlar, denemeler, puanlar, kurslar… Bir de bunların üstüne, çağın gürültüsü eklenir: telefon ekranları, bitmeyen akışlar ve her şeyin 'hemen' olmasını isteyen bir tempo.

Ama içeriden bakınca, yani çocuğun zihnine yaklaşınca bambaşka bir şey görürsünüz: Bir soru, bir merak, bir fikir.

İster ortaokulda olsun ister lisede; ister devlet okulunda ister özel okulda… Proje dediğimiz şey aslında bir 'yarışma formu'ndan çok daha önce gelir. Proje, bir çocuğun kendi hayatıyla bağlantılı bir soruya 'Ben bunu araştırabilirim' deme cesaretidir.

Bu yazıda, Bodrum’dan başlayan bir örnekle, Türkiye’nin tamamına dönük üç temel soruyu birlikte soracağım.

·        Öğrenci neye maruz kalıyor?

·        Öğretmen neyin altında kalıyor?

·        Veli ne istiyor, gerçekte nasıl davranıyor?


Koridorda Başlayan Fikir: Su, Bodrum ve Bir Soru (Elif’in Hikâyesi)

Sekizinci sınıf öğrencisi Elif, fen dersinde sudan, çevreden ve basit arıtma yöntemlerinden söz edilirken aklına kendi hayatından bir sahne getiriyor: 'Bodrumda dedemlerin suyu sık sık kesiliyor. Basit malzemelerle işe yarayan bir arıtma düzeneği kurabilir miyim?'


Teneffüste öğretmeninin yanına gidiyor. Öğretmeni onu dinliyor ve çok kritik bir kapı aralıyor: 'Bunu bir proje fikrine dönüştürebiliriz. Araştırırız, deneriz, yanılırız, düzeltiriz.'


Bu cümlenin gücü şurada: Elif’in fikri, bir anda 'ödev' olmaktan çıkıp 'araştırma deneyimi ‘ne dönüşme ihtimali kazanıyor. Burada ister istemez ulusal öğrenci proje yarışmaları gündeme gelir; evet, başvuru sistemleri vardır, takvimleri vardır.

Bazen öğretmenin, bazen velinin, bazen de öğrencinin zihninde şu soru belirir: 'Bu süreçleri ne kadar doğru anlıyoruz? Ne kadarını biliyoruz ne kadarını varsayıyoruz?' Bu soru doğal bir sorgulamadır; çünkü proje kültürü, çoğu zaman ilk defa temas edilen bir öğrenme alanıdır.

Çünkü insan —kaç yaşında olursa olsun— kendine güvenmediğinde, ürettiği fikir de kolayca küçülür, cesareti de. Çocuklar için de aynısı geçerlidir: Kendine güveni besleyen her ortam, fikirleri büyütür.

 

Örnek Takvim: 'Ulusal Öğrenci Proje Yarışması' Süreci Nasıl Su Gibi Akar?




Takvimler her yıl değişebilir; ama genel akış çoğunlukla şuna benzer:


Proje Aşamaları

Yaklaşık Zaman Aralığı

Ne Oluyor? Neden oluyor?

Duyuru / Çağrı

Eylül – Ekim

Alanlar, kurallar, başvuru şartları açıklanır.

Okul içi hazırlık

Ekim – Aralık

Fikir geliştirme, literatür tarama, planlama yapılır.

Çevrim içi başvuru

Ocak – Şubat

Proje özeti, amaç, yöntem, beklenen sonuç girilir.

Ön değerlendirme

Mart – Nisan

Projeler içerik ve uygunluk açısından incelenir.

Bölge süreci

Nisan – Mayıs

Seçilen projeler sunulur/sergilenir.

Final / Sonuç

Mayıs – Haziran

Ülke düzeyinde sonuçlar açıklanır.

Bu tablonun amacı 'şu tarihte şunu yapın' demek değil. Asıl amaç şu soruyu diri tutmak: Okul olarak, veli olarak, öğretmen olarak biz bu takvimi biliyor muyuz; biliyorsak bu kültürü yıl boyu yaşatıyor muyuz?



Aynı Proje, Üç Bakış Açısı: Öğrenci, Öğretmen, Veli

1) Öğrenci: Merak ile Ölçme Baskısı Arasında

Elif’in zihninde iki ses var: 'Bu gerçek bir probleme çözüm olabilir' ve 'Ama sınavlar, denemeler, yetişmeyen konular…'. Bu yalnızca Elif’in hikâyesi değil. Türkiye’nin her yerinde, her okul türünde çocukların büyük kısmı aynı ikilemi yaşıyor: Merak mı? Skor mu? Oysa 21. yüzyıl becerileri diye konuştuğumuz şeyler—problem çözme, eleştirel düşünme, iletişim—tam da proje kültürüyle güçleniyor. Yani çocuğa 'yarın lazım olacak' dediğimiz kasları, bugünden köreltiyoruz bazen.

2) Öğretmen: İdeal ile Görünmeyen Yük Arasında

Öğretmen sadece ders anlatmıyor. Öğretmen; çocuğu dinliyor, yöntem öğretiyor, yanılmayı normalleştiriyor. Ama aynı öğretmenin sırtında; nöbetler, toplantılar, ölçme yükü, iletişim trafiği… kısacası 'görünmeyen işler' var. Bu noktada şu sorunun okurun zihninde dolaşmasını istiyorum: Öğretmenlik bir meslek midir—yani uzmanlık, emek ve saygınlık ister mi—yoksa herkesin her gün müdahil olduğu, 'herkesin bildiği' bir alan mı sanıyoruz? Bu soru sadece Bodrum’un değil, ulusun sorusu.

3) Veli: Ne İstiyoruz ve Nasıl Davranıyoruz?

Velinin çelişkisi tanıdık: Çocuğu 'yaratıcı olsun' istiyor, ama her riskte 'boş ver, test çöz' veya genellikle başka anlık tutumlar öneriyor. Üstelik tüm alanlarda eğitim beklentisi yüksek yerlerde bu çelişki daha sert yaşanabiliyor. Velinin kendine sorması gereken soru şu: 'Ben çocuğumun güvenli bir başarı hikâyesi mi olmasını istiyorum, yoksa gerçek bir öğrenme yolculuğu mu yaşamasını?' İkisi aynı şey değil.


Son Söz: Üç Bakış Açısından Sonra 4., 5. ve 6.’yı Kim Konuşacak?

Bu yazıda üç bakış açısı üzerinden yürüdük: Öğrenci, Öğretmen ve Veli. Ama hikâyede konuşmayan başka 'şapkalar' da var ve onları masaya davet etmeden bu mesele tamamlanmıyor.

Mesela:

4) Okul yönetimi ve kurumsal akıl: Okul ve sistem, proje kültürünü vitrin işi mi görüyor, öğrenme kültürü mü?

5) Yerel ve ulusal toplum: İş dünyası, sivil inisiyatifler, bilim çevreleri çocuğun fikrine gerçekten alan açıyor mu?

6) Kamuoyu ve anlatı kurucular (Medya, yazarlar ve kanaat önderleri): Biz başarıyı sadece 'derece' diye mi anlatıyoruz, yoksa 'deneme cesareti'ni de görünür kılıyor muyuz?

Eğitimdeki en büyük parazitimiz, başarıyı sadece 'test skoru' üzerinden okumak. Tıpkı futboldaki o fanatik ve bilinçsiz “yorumcular” gibi; her hafta alınan skora göre bir sporcuyu, bir antrenörü veya bir takımı bir gün göklere çıkarıp ertesi gün yerin dibine sokmak gibi.

Oysa eğitim, her hafta değişen bir skor tabelası değil, annelerimizin okula giderken sabırla ördükleri kız çocuklarımızın saç örgüleri gibi bir gelecek inşasıdır.

Bu şapkaların bazıları olumlu, bazıları olumsuz rol oynuyor olabilir. Benim isteğim şu: Okuyucu lütfen bu yazıyı bitirdiğinde sadece 'haklı/haksız' aramasın; kendi şapkasını bulsun veya yeni şapkalar eklesin ve şunu sorsun: 'Ben, çocuğun fikrini büyüten tarafta mıyım, küçülten tarafta mı?'

Bodrum’dan Türkiye’ye uzanan ortak sorumuz budur.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page